AŞIĞIM BEN BU GÜRÜN’E AŞIĞIM.

01.05.2019


BEN BU GÜRÜN’E AŞIĞIM.

Aşığım ben bu Gürün’e deli gibi aşığım.

Daşına ,toprağına,Bir kaysı dalında öten serçesine.

Cuma günü Ulucami bahçesinde toplanmış köylüsüne kentlisine.

Ordaki herkesle şakalaşan Gürünün güllerine.

Yerlerde gördüğün çörüne çöpüne.

Bakkal Ali emminin rafındaki çökelik dolu küpüne.

Çobanın keçiden sağdığı bir cingil keçi sütüne.

Aşığım ben aşığım Gürün’ün her şeyine...!

 

Kahvede oturan Hasan emmiye,

Devlet dairesinde koşuşturan Ahmet beyine.

Gürün'nün mahallesi olan Şuğuldan başlayıpta taki Teline.

Gürün topraklarına serpilmiş olan,60 pare köyüne.

Bu köylere hizmet eden her ferdine

Seneler önce varolan dedelere,ebelere

Beşikte yatan el kadar bebelere.

Onların etrafında pervane olan annelere.

Ben aşığın Gürün'ün her haline..!

 

Yayla kenarlarına dizilmiş toprak peteğe,

Kapı önünde bağlanmış kangal köpeğe.

Değirmen taşı dönerken savrulan unlar ve kepeğe.

Terzioğluna çıkıp bakarken gözüken her bir tepeye.

Oralardaki sıra sıra dizilmiş plato ve dereye.

O dağların kokusuna,Taşın tepesinde öten kekliğe.

Çarşıbaşı'nda otururken,

Çakşur deresinden gelen davul sesine.

Deli gibi aşığım işte bunların hepsine.

 

Gürünü orta yerden bölen doğu yolu ve yanındaki tohmaya.

Kavaklık yolundan gelirken tohmadaki balıklara

Dalgaya doğru süzülürken onlara zevkle bakmaya.

Eski günlerdeki ırmak boyu olan gölleri vardıya

İşte onları hayalederek Irmağa girip o göllerde kulaç atmaya.

Oltayı atıp biraz aynalı sazan birazda bıyık balık tutmaya.

Tutulan balıklarla hemen oracıkta mangal yapmaya.

Yan taraf Cahit emminin bahçesinde yere kadar sarkan dallara.

İşte o dallardan tek tek topladığım bir avuç beyaz dutlara.

Anadan yeni doğmuş çobanın heybesinde meleyen kuzuya.

Kayaların üstünde bir avuç torak üstünde hayat bulan otlara.

O çalı çalbanın arasında gözüken navruzlara.

Aşığım bunlarada aşığm baştan sonuna....!

 

Bahçelerde düğün kurup halay çekene.

Efkar basıp zulalarda rakıların içene.

Kafayı bulupta aşka gelmiş nara çekene.

Bahçelerde tırpanını almış yonca biçene.

Şu gurbet ellerde kalıpta hasret çekene.

Ellerini arkaya bağlayıp yoldan geçene.

Oturmuş kapısındaki sekisinde tesbih çekene.

Yakınımdan geçerken gülümseyerek selam verene.

Aşığım bunların biri değil hepsinin gülen yüzüne..!

 

Kış gelince odun,tezek ile sobaları yakana.

Fırınları ısınınca kestane,patates atana.

Soba üstüne bir güğüm yanına sabah çayın koyana.

Koyun kuzuları peşine düşüpte dağda taşta yatana.

Helalinden kazanıp,eli ekmek tutana.

Boş gezmeyip bahçesinde çapa yapana.

Tertemiz kalbiyle oturmuş,seccadesinde namaz kılana.

Eş dost evlat,ecdat ve vatan için dua yapana.

Aşığım işte böyle güzel insana...!

 

Bahçede çiçeğin açmış boyun eğmiş sümbüle.

Kekik arasından kendisini renga renk göstermiş nergize.

Çalı aralarından gelen name name bülbül sesine.

Gürün toprağında gezinen her canlı nefesine.

Çardak altında içilen bir fincan Türk kahvesine.

Her gördüğün insanın sana tebessüm etmesine.

La gardaş nere gediyon looo diyen seslere..

Aşığım ölesiye aşığım hepsine..!

 

Sabahleyin kapı açıldığında her taraftaki coşkulara.

Evimin çevresindeki bütün komşulara.

Sabah erken kalkıp kendi küllüğünde öten hororlara.

Sokaklarda koşuşturan saf ve tertemiz çocuklara.

Analara,Babalara,Gardaşlara Bacılar,Emmilere dayılara.

İlk defa Gürün'e gelipte şaşkın şaşkın bakışlarla.

Sizin köyünüze daşmı yağdı diye soran evlada

Yok oğlum,onlar bizim gönlümüzün incisidir diyen babalara

Sabahın ilk şafağında her evde tüten bacalara.

Sabah erkenden kalkıp işine giden binlerce insana.

Eşini koluna takmış akşam evine dönen kocalara.

Nasıl aşık olmazsın gardaşım böyle güzel insanlara....??..!

 

Süleyman Özpınar.

09.04.2019.Salı.




Bu şiirin her türlü telif hakkı kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin almadan kopyalanması 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına göre suçtur.