AKLIMDA KALAN GÜRÜN

15.02.2018


AKLIMDA KALAN GÜRÜN

Taşı toprağı söğütleri kavağı.

Karşı tepelerde kalmış,birkaç kök üzüm bağları.

Eski demirciler çarşısı üstünde gözüken kaya mağraları.

Ta hititler'in ev olarak yapıp kullandıkları.

Ve o mağralarda senelerce hayat yaşadığı.

Asırlar boyu el değiştirmiş

Gürün toprakları. İsimler değiştire değiştire gelip kucaklamış

Sivas'ı. İsimlere bakarmısın? (

Tegarama,Tagarama,Guruinian,

Tilgarimmu Arabisios.Tehaorama,Togarma,

Gauraina) ve sonunda geldi Osmanlı.

Gürün son ismini aldı.

Sonunda olmuş Sivas'ın bir numaralı kazası.

Şimdi benim aşkım,benim sevdam orası.

Göz bebeğim,alnımın yazısı..!

Gürün. Tam ortasından geçer güney doğu yolları.

Hemen yanı başında takibeden, Gürün tohma çayı.

Taa uzaklara devam eder ve gidip bulur Fıratı.

Sağlı sollu yükselen yeşilsiz, kayalıklar ve kel dağları

Bir tarafta terzi oğlu, diğer tarafta Karatepe Tahtalı.

Orta kısımda sıkışıp kalmış, bir memleket sevdası.

Bir yaşam telaşı, Gürün işte burası.

Bu torakta doğanların baş tacı,

Kara sevdası. Gürün.

Yeşil bahçeler arasında kaybolmuş çok eski.

Çoğunlukta tek katlı önü bahçeli,

Taşlardan ve kerpiçten yapılmış toprak evleri.

Bahçelerinde açar bem beyaz kaysı çiçekleri.

Her çiçeğin üzerinde konmuş bir kaç bal arıları.

Seyre doyulmaz daldan dala uçuşan renga renk kelebekleri.

Yüksek kavaklara yuva yapmış leylekleri.

Gökpınar veTohma çayına dalan ördekleri.

Şuğul kanyonundan akan, büyük küçük şelaleleri.

Bahçelerden gelen kuş sesleri.

Açılan pencerelerden, kulağımıza hoş gelen nameleri

Bunlar Gürün'ün bir başka rengi. deseni hemde neşesi.

Bazı dertlerinin melhemi

Başının tacı,aşkı,kara sevdası.

Gurbette bizlerin hayel kurması,

Her gece gördükleri renkli rüyası..!

Gürün. Dağılmış parçalanmış aileler.

Orda kalmış yaşlı Dedeler, Nineler,Dayılar ve Emmiler.

Hep uzaklarda kalan gençlerinin yolunu bekler.

Kimi zaman oturup düşünür,düşünür özler.

O yaşlı gözlerden damla damla yaşları döker.

Kimi zamana hep Duadadır o tatlı diller.

Ama sabreder her acıyı her hasreti kalbine gömer.

Bilirki hayat zor insanı mecbur eder.

Bazanda sekide oturur, hem karşı tepeleri seyreder.

Hemde kendi kendine içinden geldiğince, nameler dizer.

Orda bekleyen Nineler.

 

GURBET

Ah gurbet zalım gurbet.

Çoluk çocuk aldın gurbet.

Ben yalnız kaldım gurbet.

Hasretlere yandım gurbet.

Diyerek göz yaşın döker.

 

Süleyman Özpınar.

13.04.2017.Çarşamba.




Bu şiirin her türlü telif hakkı kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin almadan kopyalanması 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına göre suçtur.