BİZLER KÖYDEYKEN ( 12. SAYFA )

31.01.2019


BİZLER KÖYDEYKEN ( 12. SAYFA )

Beklenen bahar nihayet gelir ve tekrar bahar işleri başlar.İlk önce bahçelere girilir.Yeni dikilecek meyve fideleri dikilir.Bahçelerin otları ve kış mevsiminin yapmış olduğu tahribatlar onarılır.Yıkılmış masdaba duvarı varsa yapılır.Bazı meyvelere aşı yapılır.Yeni mahsüllerin dikilmesi gereken yerler tain edilir bahçe içiyse bellenmeye başlar.Yok açık alansa kötenler koşulup ,öküzlernen sürülüp ekim yapmaya hazır hale getirilir.Ahırın yanındaki ahbunluktaki mal gübreleri keserlernen ufaltılıp ezilir biraz kurumaya bırakılır.Bir kaç gün sonra çovallara doldurup tarlaların bir kenarına taşınır.Bunları hazırlarken bizlere çoval ağzı açmak düşerdi.O çovalın ağzi düzgün şekilde tutulacakki Kürekle dolduran kişi rahatça doldursun.Çovallar hazırlanınca eşeklere yüklenir doğru bahçelere götürüp boşaltırdık .O işte bize düşerdi.Bu hazırlık sulu araziler için Kıraç tarlalarda herk yapılırdı.Son baharda ekinleri ekmek için.

Bir soğuk bahar günü muradın tarla dediğimiz yere herk yapmaya gittim.Yani çift sürmeye.Elimde eldiven ,başımda tiftik şapka.Bindim reşit emmilerden aldığımız boz eşeğe .Vardım tarlaya ,Öküzleri koştum sabana.Bismillah deyip başladım tarlayı sürmeye.Öküzler ikiside sarı birinin adı Fındık diğerinin adı Çerkeş.Eşeğide alt tarafa bıraktım orda otlanıyo.Aradan bir saat falan geçti.Bir ara bizim çerkeş huysuzlandı,sağa sola bakıyo ,biraz sonra fındıkta ona katıldı bö diye seler çıkarıp durdular Ho diyom gitmiyolar.Aşağıdan bir zırıltı koptu .Bizim dişi eşek resmen erkek eşek gibi anırmaya başladı.Kafamı kaldırıp bir baktım.Bizim boz eşeğin etrafını 5-6 tane kurt çevirmiş .Meğer eşeğin kabahatı yok can derdiyle bağırırmış.O günde boş geldim yanımda bir silahda getirmedim..Her zaman uzak yerlere gidenler yanına ya bir çifte yada bir dabanca alırdı.Kurtları görünce benide bir korku sardı .Ne yapacağımı şaşırıp başladım bağırmaya .Garo nerdesin? yakala geldiha,getti ha bir yaygara kopardım..Baktım kurtlar topukladı kaçıyolar. Banada cesaret geldi .Benim elimde mesesten başka bişeyde yok ha . .Birtanesi geri dönüpte bana doğru baksa ben ondan fazla koşacam hemde geri vitesle.Onlar tepeyi aşıp gittiler ama benim keyfim kaçtı.Hemen öküzleri çözdüm ,heybemi eşeğin sırtına attım yine bindim eşeğe doğru eve geldim .Eve geldimde gel evdekilere anlat.La niye geri geldin?Anlatıyom kim inanır.Haydi sende lan atma.Belkide hiç tarlaya bile getmedin diyerek abimler benle dalga geçiyorlar.Yeminin bini bir para ama yok inandıramadım.Onlar inanmadılar ama benim korkudan bacaklarımın titrediğine ben şahidim.

Baharın gelmesiyle her iş bir tarftan çıkar her taraf renklenir yeşillenir .Koyunlar kuzular inekler yavrular.her taraftan ayrı ayrı sesler gelmeye başlar.

İşte bu sesler arasında Kazım amcamlar cepesinden çatlak seslerde gelmeye başladı.Amcam artık 5 kişilik bir aile olmuş.Bizimle beraber tam 18 kişilik kalabalık bir aile olmuştuk.Hep aynı evde,aynı sofrada,aynı leğendeki çorbaya kaşık daldıran 4 aile  hepsi bir arada.Biz anne baba 3 ufaklıklar.Mevlüt abim Ali abim,Bunlarında hepsinde ikişer üçer çocuk var.Kazım amcam bizden ayrıldı .Babamla amcam 2 erkek kardeşti .Bu iki kardeş birbirinden ayrılmış oldu.Aynı zamanda ,mal mülk arazide ikiye bölünmüş oldu.

O zamanlarda kızlar baba mirasından mahrumdu.Kimse mal mülk bişey vermezdi. Zaten bizimkilerde öyle yaptılar.

O sıralarda Mevlüt abimin kayın pederi Rüştü Yurdakul Gürüne taşınmış evi boştu.Kazım amcamada o evi satın aldılar.Köyde tam düzeni kurup evinede yerleştikten sonra Gürüne gidip.Amcamda bir bakkal dükkanı açtı.

Babamda Güründeki dükkanda Rüştü hocayla ortaktı.Bunlarda Dükkan ortaklığından ayrıldılar.Ayrılmadan önce,2 tane ev almışlardı Birisi kara tepede Şimdiki askerlik şubesinin üst tarafında.Bir diğeride Çarşıbaşı mahallesindeydi.Evleride böldüler.Karatepedeki ev Rüştü hocaya ,Çarşıbaşındakide bize düştü.Bu evler eski kerpiç ve taş yapı.Bunların yanına birazda biz birkaç göz ev ekledik.Kazım amcamda babamla beraber aynı evde kalıyor.Beraber köye gelip gidiyorlar.Bu şekilde birkaç sene devamettiler .Daha sonra Kazım amcamda Karatepe mahallesinden bahçeli bir ev alıp evine yerleşti.Ev çok güzel.Şubenin ordaki değirmenin yanından geçiyon 300 metre sağda suyu başında içinde her çeşit meyvesi var.Bu şekilde amcamda Gürüne yerleşip işini ve düzenini kurduktan sonra .

Bizde yani büyük abilerim Mevlüt ve Ali abilerimde bir rahatsızlıklar başladı.

Bir hafta sonu babam köye geldiğinde abilarim baba seninle konuşmamız lazım diyerek bir mini toplantı yaptılar.Abilerimin babamdan istekleri şu.Biz artık bu köyün ağır şartlarda iş gücünden yorulduk .Dağda taşta koşturmaktan usandık.Hem bizde artık 4-5 kişilik bir aile olduk .Hemde kendi başımıza bir iş tutup kendi ayaklarımız üzerinde durmak istiyoruz diyerek sözü sonlandırdılar.

Babamıda ikna etmiş olmalılarki babam şu kararı aldı.Tamam hemen yarın Mevlüt seni ayıralım ayrı bir ev açalım..Ali sanada başka bir iş ayarlayalım deyip işi bağladı.

Babam bu imparatorluğun çöküşünü sezmişki hemen Mevlüt abime bizim kelok dediğimiz bahçenin üst tarafına bir ev yapıldı.Tabi bu evi yapmak yerleşmek derken bayağı bir zaman aldı.Bu arada Mevlüt abim kendi işini yapmaya kendisi ayrı bostan ,ekin ekmeye ve bazı yerlerede yöğmiyeci olarak çalışmalar yapıp evini geçindirme gayretine başladı.Ayşe yengemin desteğiyle birde çocuklarda artık iş tutar olmuştu kendini biraz toparladıktan sonra oda Gürüne gidip manavlık üzerine kendisine bir mekan ayarladı.Kamyonla gidip mersin ,Adana buralarden sebze getirip satıyo .Bitirip yenisini alıp getiriyo böyle bir düzen kurdu.

Ali abimede hemen Kazım amcamın yanı başında bir dükkan boşalmıştı.Eski sebze pazarı dediğimiz yerde.Oraya bakkal ve hırdavat çeşidi üzerine bir dükkan açıldı.Ali abim çok çalışkan ve zeki biriydi.Esnaflığı bir anda kavrayıp süper iş yapmaya başladı.Diğer komşu esnaflar herkes hayranlıkla seyrederdi.Akşamdan köylü evine dönüp dükkanda iş bittiği saatta hemen otobüse binip kayserideki toptancı firmalar kapamadan yetişir malı teğmin eder kamyona yüklettirir sabahleyin daha dükkanların açılma saatında kediside yeni aldığı çeşitlerle dükkanı açar ve işe başlardı.Köyde yetişmiş sadece ilk okulu bitirmiş .Askere gidip arabayla askerde tanışmış şöförlüğü orda öğrenmiş ve hemde askerdeyken sivil şöförlük ehliyetinide hemde ağır vasıta olarak alıp cebine koyup gelmiş.Böyle bir zekaya sahipti.Arba kullanmaya ve şöförlüğe büyük bir hevesi vardı..

Şakir abimi zaten babam daha önceden alıp yanına getirmiş ermeni asıllı terzi şükrü vardı Kasap sadığın yanı başında .Kendi dükkanınında hemen karşısında.Onun yanına terzi çırağı olarak varmişti.Şakir abim Şükrü ustanın yanında bir kaç yıl çalışıp usta oldu.Şakir abimede bir terzi dükkanı açtı.Kendisinde alış veriş yapan müşterilerin aldığı şalvarını pantolunu ,gömleğini dikiyo bir düzende o kurdu.

Köyde durum ne dersen köy perişan.Köyde sadece anam küçük kardeşim Selehattin 10 yaşlarında falan birde ben.İş yapacak kimse kalmadı.Zavallı anam hangi birine yetişsin ?Anca köydeki mala davara kuzuya sahiboluyoruz.Çobanların aşını ekmeğini variyoruz.

Babam bu düzenin artık çivsinin çıktığını ve bu düzenin artık yürümeyeceğini gördüki.Malı davarı hepsini satıp Gürüne taşınmaya karar verdi.Sadece 20 koyun ayırdı .Yılanhüyük köyünde adon Muharrem vardı onu çağırıp demirbaş verdi geri kalanı sattı.Öküzleri sattı .Tosunu kesip etlik yaptı.Bizim taşınma hazırlıkları başladı.Önce Güründeki ev bir düzene sokulup tadilat yapıldı.Ali abimin kalması için yer ayarlandı.Bizimki ayarladı.Sena 1964 son baharı.Haydi bakalım deyip gürüne taşındık..Evi yerleştirdik Benide babam Şakir abimin yanına terzi çırağı olarak verdi..(12.SAYFA) sonu..

Merhaba sayın dostlarım gününüz aydın olsun ...

gönlünüzce bir gün diliyor ... saygıyla selamlıyorum ... sevgiyle kalın lütfen...

 

Süleyman Özpınar.




Bu şiirin her türlü telif hakkı kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin almadan kopyalanması 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına göre suçtur.