BİZLER KÖYDEYKEN ( 9 SAYFA )

24.03.2019


BİZLER KÖYDEYKEN ( 9 SAYFA )

 

İşte o ovaya koçunu alan gelmiş.Bütün köy orda.Helvalar pişmiş .Koçlar boyanmış.Her koçun boynozlarına süsler takılmış.Yeni çobanlar gelmiş.Söğütlerin altına sofralar kurulmuş.Orda bulunanlar kurulan sofradan yerken herkes kendi davarının içine kendi koçlarınıda bıraktı.Koçlar kendi keyfine bakarken.Ağalarda yeni çobanlarıyla anlaşmayı sağlarlar.Eski çobanlarıyla devamedecekler yeni şartları konuşup anlaşırlar.Davarlar sayılıp çobanlara teslim edilir.Bu arada garibim Mehmet amcada gelmiş.Arayıp o birtane keçisini bulmuş ama oğlağını bulamamış.Gelip bana sordu bişey diyemedim..Kem küm ordan uzaklaştım.Daha sonra babamın yanına gitti ben geriden izliyom.Babam olayı hemen çaktı tabi.Hemen Bizim arkadaş Hakkıyı çağırdı.Lan oğlum 3 tane sürünün içinde hiç yiyecek oğlak bulamadınızda Mehmedin oğlağınımı yediniz b........k yiyesiceler dedi.Daha sonra babam beni çağırdı.Süleyman git bizim kahve rengi keçinin oğlağını Mehmet amcana ver dedi .Ben gidip yakalyıp getip teslim ettim .Mehmet amca sevindi .Çünkü en güzel oğlağı getirip verdim ona.Benim çobanlık hayatıda işte orda bitti..!Baharda anam davarları alıp yaylaya çıkarken.Evde kalan ailede komple KELOK dediğimiz harman deresinin aşağı kısmında.akan derenin ikiye böldüğü,Solda çamlar,Mevlüt amca ve Ömer amcalar diye iki kardeş komşular var.Onlarda bizim gibi her yaz gelir Kışın köy içine dönerlerdi..Bizde onların karşı sağında her taraf yemyeşil cennet gibi bir yer,Alt tarafta köyün ırmağı ,üst tarafta bir harık var .O harıktan ayrılıp bizim kapı önünde akan bir gever var.O gevere sal taşlarla 50 cm yüksekliğinde bizim uçurum dediğimiz küçük şelale var oraya biz uçurum deriz.Buranın altına kovalar ve bakraçların rahatça girmesi ve ordan su almak için bu yapılır.Orda el yüz yıykanır.Birde bulaşıklar yıykanır.O uçurumun yan tarafında bir miktar yanmış odun külü o külün yanıbaşında taşların üstünde birde saçak yani bir büyük bez parçası.Kaplar o külnen ve o saçaklan yıykanır.Şimdiki o zehir saçan deterjanların yerine kül kullanılırdı.Bu külün hiç bir zararı dokunmaz doğal deterjandır.Hatta çamaşırlarımız dahi o külnen yıykanırdı.Nasılmı?Büyük bir çamaşır kazanına bir miktar kül koyup suyla doldurup kaynatırsın.Bir gün dinlenmeye bırakırsın .Kül tabana çöker ,üstteki suyu başka bir kaba boşaltıp onu çamaşır suyu olarak kullanırsın.Çmaşırlarımız yum yumuşak mis gibi temiz kokardı.Tabi bu işler yapılırken bağ bahçe işleride vardı.O bahçede hayat o kadar güzeldiki eşi bulunmaz Dutlara çıkıp dut sallamak benim en çok sevdiğim işlerdendi.Dutları sallardım Anam yengelerim hemen sofralarla toplayıp.Büyük bakır kazanlara doldurup pekmez yapımı için gerekli işlemleri yapmaya geçerlerdi..Hele benim bir küçük kardeşim vardı onu baş edemezdi anam.Daha yeni yürümüş hep ele ayağa dolaşıyo.Ortalarda ne bulursa dut kazanlarının içine dolduruyo.Hemen yakalayıp belinden bir iple bağlayıp yan taraftaki dut ağacına götürüp bağlardı .Yoksa iş yaptırmazdı..Duta bağladıktan sonra orta rahatlar işe koyulurlardı.O dutlar kaynatılır, süzülür.Damlara çıkartıp geniş tabaklara bölüştürüp güneşe dizilir.Üzerlerinede ince bir tülbet gibi bezle örtülür.Çör çöp dolmasın diye.orda birkaç gün kalır .Daha sonra büyük küp veya tenekelere doldurup indirilir.O zamanlarda genelde içeriler sıcak olduğu için damlarda yatılırdı.Hafiften bir serinlik .Ufuktan yavaş yavaş yükselen ay ışığı Gök yüzü masmavi yıldızlar göz kırpar her birisi bir yerden.Bahçeden gelen cırcır böceğinin cırıltısı.Karşı selvi ağcından gelen sıvırcık sesleriyle kapatmak istersin gözleri.Aşağıdan bir ses kazım amcam.La garaolan uyudunmu?Bak aşağı adadaki kavaklara sıvırcıklar geldi gidip biraz yakalayalım derdi .Daha durulurmu.Elimizde birertane ceviz sırığı doğru kavakların dibine.Abilerimde var en az 4 kişi bi dalardık ceviz çırpar gibi en az 30 -40 sıvırcık dökülürdü yerlere .Feneri yakıp toplardık .Eve getirip yolup temizleyip anama teslim ederdik.Yarınki bulgur pilavının eti hazır. Tekrar dama çık vur kafayı .Sabaha kadar deliksiz uyku çekersin .Bütün yorgunluklarından arınmış çivi gibisin kalktığın zaman..Hemen merdivenden aşağı inersin .O zamana kadar zaten sabah kahvaltısını sabah erkenden yiyen herkes bi taraflara dağılmıştır.Kimisi çif sürmeye ,kimisi yonca biçmeye kimisi bostan sulamaya.dağılmıştır.Bu bahçe işleri o kadar çok karışıkki yapmayla bitmez.O dut şerbetinden yalnız pekmez değil pestil yapılır.Bahçenin alt kısmında koca vişne ağaçlığı var .O vişneler toplanıp reçel yapılır .Fazlası varsa dama serip kurutulur.Kışa hoşaflık hazırlanır.Kaysılar bir taraftan sararıp dökülmeye başlar.Onlar toplanıp içleri açılıp kurutulur.Kaysıdanda reçel yapılır.Çok olgunlaşanları ayrılıp.Marmelat yapılır kavanozlara doldurulur.Gara erikler toplanıp kurutulur çir yapılır.Kışın hoşafının tadına doyulmaz.Elmaların dibine dökülenleri toplanıp GAK kesilir.Bunlar meyve olanlar.Birde sebzeler vardır.Mecburen bunlarıda ekip yetiştirmek zorundasın.İnersin bostanın içine kızarmış domateslerden toplayıp getirirsin.O domates şimdikilere benzemez.O uçurumun suyunda yıykamaya bile gerek yok .Doğal ilaç yok fenni gübre yok.Sil elinle şöyle bir ,böl ortadan ikiye ,Aman yârabbi o ne güzel bir koku.Elma yer gibi ye ağız tadıyla.Salatalıklar desen yine aynı.Bir tadı bir lezzeti vardı.Domateslerin çok yumuşak olanlar hemen salça yapılır.Salatalıklar toplanıp içi oyulup kurutulur kışa hazırlık.O içini dahi zıyan etmezdi anam koyardı bir kabın içine akşama bir gatıklı çorba .O salatalıkların içinide doğrardı üstüne Yanında bulgur pilavı.Zaten hazır üzerinin sıvıcıkları off be işte akşam yemeği.Ortaya kocaman bir bakır leğen koy yemekleri,herkes aynı leğene çal kaşığı kalmasın bulaşığı.Daha geride toplanacak bir sürü sebzeler var.Biberler toplanıp iplere dizilerek kurutulur.Patlıcanlar kurutulur.Kabaklar toplanır fasülyeler toplanıp doğrandıktan sonra kurutulur.biz ona çele deriz tazesinin bir tadı olur kurusunun ayrı bir tadı lezzeti olur...Son zamanlarda patates,soğan sarmısak ,havuç. lahana sökme işi başlardı..Bir patates sökmeye başlardık.Daha o zamanlar davarlar yaylada olduğu için Davar avulu boş olurdu.Avulun kermesini bellerle bostan beller gibi belleyip kare kare keserdik.Gejgerelerle damlara taşırdık.Orda kurutup .tekrar gejgereyle odunluğa taşırdık.Kışın yakardık soba ve ocaklarda.

GEJGERE

 

Ah gejgere imkan varmı seni unutmaya?

Ahırlardan azmı gübre taşıdık ahbunluğa

Bacaklarımız yamıla yamıla

Abilerimden biri önde ben arkada

Gücüm yetmez kollarım sanki uzardı

Gübreler ıslak taş gibi ağırdı

 

Her yöreye göre değişiyor isimler.

Ama her yörede aynı yaptığı işler.

Hele bir kısmıda dama çıkardı gübreler

Kuruyup gelirdi danaların altına

Temiz kalmaların sağlardı

 

Alıp tarlalara götürürdük daş toplamaya

Toplanan taşları

Taa taşırdık uzaktaki komşu sınırına

Yine birileri önde bense arkada

Bacaklar giderken yalpa yalpa

Daha çocuktum, oyun çağlarımda

 

Ev yapılacak,kerpiç kesilecek

Yine lazım gejgere

Çamurlar yapılır günlerce

Girip çığnarsın çizmelerle

Gejgereyi koyarsın yere

Doldururlar kürekle.

Yine birileri önde bense geride

Ortamızda gejgere.

 

Kışlık odunlar kırılır harman yerinde

Yine yerini alır gejgere

Odunlar doldurulur tam tepeleme

Doğru odun konulan yere

Taşırsın saatlerce

Görsün gençlerimiz öğrensin,

Merak ederlerse.

Atalarımız babalarımız bunu nasıl niye?

Ne şartlarda kullanmış diye?

Çok insanımız var bilmezler

Görse sorar hele gardaş bune?

Gejgereee..

 

Avulda bir müddet kurumaya bırakılır .

Temizlendikten sonra sökülen patatesler çovallara doldurup,eşeklere yüklenir o avula getirip boşaltılırdı.Hepsi sökülüp toplandıktan sonra.Akşamları fenerleri alıp o patateslerin kalitesine göre ayırırdık.Satılacaklar ayrı bir yere .tekrar seneye dikilecekler ,yani tohumluklar ayrı bir yere.Çok ufaklar kırık kırtık kesiklerde yemek için eve ayrılırdı.Bu kadar mahsülü kokutup çürütmeden küflendirip ziyanetmeden yemek için çareler aranırdı.O zamanlar buz dolabımız yok derin dondurucumuz yok ..Olsun hiç önemli değil bizimde berin kuyularımız vardı..Bir oda kadar genişlikte 3 metre yüseklikte kuyu eşerdik.Üstünü bina üstü gibi ağaçlar ve tahtalarla kapatırdık.Yandan merdivenle her tarafı muafazalı kapıya inilirdi.Lazım olan yiyecekler ordan alınır tekrar özenle kapatılırdı.Bu kuyuda ne yokki?patates,havuç,Lahana ,pancar,turp tenekelernen turşular.Ayrı ayrı lahana turşusu hıyar ve acur turşusu domates turşusu.orayı şimdiki soğuk hava deposu gibi kullanırdık.Fazlalık peynir,tere yağı,çökelek.Kışlık yoğurt, Hele o kışlık yoğurdun içine anam yaylada bir topakta yayıktan çıkan tuzsuz tere yağı saklardı.Döker üzerinede bir tava iç yağı ,hiç hava almadığı için bir yılda kalsa aynı tazeliğini korurdu Kışın açıldığında o yağ ile gerçek kara kovan bal ile beraber yemek.Tadına doyamazsın mübarek.Bu kadar meyve sebze ve süt ürünleri yanında hiç et olmaz olurmu?Yazdan bir tosun ayrılıp etlik için beslenirdi.Kış gelmeden kesilir.Her parçası ince ince değerlendirilirdi.Et kemikten ayrılır Eti dahralarnan kıyma yapılır.Pişirildikten sonra leğenlere konup dondurulur. daha sonra bir köşesinden delinip ip takılır ve bir örtüyle sarıldıktan sonra kilerin tavanına asılır.Kışın lazım olduğu kadar bıçakla kesilerek harcanır.Etin kemikleride küçük parçalar halinde doğranıp kazanlarda pişirilir.Soğduktan sonra iplere dizilir kurutulur .Kuruduktan sonra onlarda gavurmalar gibi tavana asılır.Kelle kellepaça yapılacak şekilde hazırlanır.İşkembe özenle temizlendikten sonra pişirilir.Bu işlerde bittikten sonra Hamurlar yuğrulur bol mikrarda erişte kesilir.Guş guş dökülür.Yalancı mantı kesilir.Yani makarna çeşitleri tamamlanır Bunların hepsi el emeğiyle yapılırdı.Fabrikasyon yoktu .Büyük teştlernen tekrar hamurlar yuğrulur bu defada tandır ekmeği yapılırdı.Ekmekler soğuyup iş bitince ekmekte uzun sırıklara dizip onlarda tavana asılırdı iplernen bağlanır üzerine bir sofra bezi örtülürdü.Her yemek vakti lazım olduğu kadar alınır .Üzerine el uçlarıyla su serpilip bir sofra arsına konurdu .sanki yen tandırdan çıkmış gibi tazeliğini korurdu..Yazın toplayıp kuruttuğumuz dutlardan gavut yapardık.Değirmene götürürdük.İçine gavurga ceviz katar beraber üğütülürdü .Sonrada tenekelere doldururduk.Kışın tenekeden bıçakla helva gibi keser yerdik.Yazın bağdan bahçeden yayladan tarladan gelen yiyecekler hepsi evlik dediğimiz yerde toplanırdı.Hepsi üst üste istiflenir. ( 9.SAYFA ) sonu.

 

Süleynan Özpınar.

 




Bu şiirin her türlü telif hakkı kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin almadan kopyalanması 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına göre suçtur.